Savunma Sanayi
- Home
- Savunma Sanayi
Savunma sanayine katkıda bulunabileceğimiz her fırsatı değerlendirmek için büyük gayret gösteriyoruz.
Savunma sanayimiz son yıllarda nicel olarak da büyüdü, imkan ve kabiliyetler olarak da çok gelişti.
Sektörün çok büyük bir bölümü ürün geliştirme ve Ar-Ge birimleri kurdu ve kayda değer mühendislik yeteneği kazandı. Uzun yıllardır ürün geliştirmeye yatırım yapan dev şirketlerimiz ise son teknoloji ürünleri ile büyük başarılar sağladı.
Önümüzde ulaşılacak daha pek çok zorlu hedef var ve uptecnica olarak mekanik ve elektromekanik sistemler başta olmak üzere tüm projelerde, çok sayıda farklı alanda mühendislik ve Ar-Ge desteği vermeye ve proje iş birliklerine hazırız.
Mevcut insan kaynağının daha da verimli kullanılmasını, niteliği ve niceliğinin daha da geliştirilmesini sağlamak zorundayız.
Biz de savunma sanayimizin değerli paydaşları gibi, “kendi kendine öğrenmek ve gelişmek” zorunda olan savunma sanayinde deneme-yanılma çevrimlerinin azaltılabileceği inancındayız. “Tersine” değil “düzüne” mühendislik peşinde olmak gerektiği görüşündeyiz. Tersine mühendisliğin aslında hiç kullanılmaması gereken bir tabir olduğunu düşünüyoruz. Sektörü yönlendirenler ile fikir birliği içinde olarak, “örnek inceleme” ve “kıyaslama” çalışmalarını tasarım ve geliştirme süreçlerinin bilinçli ve odaklı birer aşaması olarak değerlendiriyor, ancak acil durumlar için de olsa, bir başlangıç olarak da olsa kopyalamaya muhtaç kalınmaması gerektiğini savunuyoruz.
Savunma sanayiimizin başarılı projelerine imza atan büyük ekiplerin de bizimle paralel bir mühendislik anlayışı gözlemlemekten, yaklaşımımıza bir onay teşkil etmesi bakımından memnuniyet duyuyoruz.
Büyük bölümü savunma sanayi için geçerli olan tüm hizmetlerimizi (detaylarına buradan ulaşabilirsiniz) şu başlıklar altında özetlemeye çalıştık.
- Danışmanlık Hizmetleri
- Ürün Tasarımı / Ürün Geliştirme
- Yerinde Teknik Destek
- Veri ve Mühendislik Analitiği, Endüstri 4.0 & 5.0 Desteği
- Yönetim Eğitimleri
- Teknik Eğitimler
- Entelektüel Sermaye (insan sermayesi, ilişki sermayesi ve operasyonel sermaye) Gelişim Programları
Savunma sanayi pazarı maalesef büyüyor
Son yıllarda ülkeler arasındaki anlaşmazlıkların giderek derinleştiği, diplomatik zeminde çözüm çabalarından uzaklaşıldığı, jeopolitik gerilim arttığı ve hatta yer yer sıcak savaşa dönüştüğü, terör faaliyetlerinin ve onlara karşı yapılan mücadelelerin katlanarak arttığı bir küresel görüntü deneyimliyoruz.
Bu ortamın çok sayıda ülkede neden olduğu tehdit algısındaki artışa kaynayan Ortadoğu bölgesindeki ve uzun süre şiddeti azalmayan Rusya-Ukrayna savaşındaki tüketimin de eklenmesiyle, savunma sektöründe talebin önemli ölçüde arttığını gözlemliyoruz. Bu talep artışının, küresel ölçekte barış getireceği iddiası ile gelen yeni Amerika Birleşik Devletleri yönetimine rağmen önümüzdeki beş yıl gibi bir dönemde devam edeceğini tahmin ediyoruz. Hatta bu yönetimin bir süredir epeyce daralmış Batı Avrupa gibi pazarları yeniden hareketlendirdiğini izliyoruz.
Yeni teknolojilere daha fazla çalışmak için fırsat mı doğdu?
Küresel savunma endüstrisi bir yandan artan talepleri üretim olarak karşılama gayretlerine devam ederken, bir yandan da talepteki bu canlılığı, yeni ürünlerinin yeni teknolojilerin uygulanmasından gelen risklerinin kolaylıkla satın alınacağı ve bu ürünlerin yüksek karlılık oranlarıyla pazarlanabileceği bir fırsat olarak değerlendirmek istiyor.
Türk Savunma Sanayi, devletin ihtiyaçlarını olabildiğince yerli ve milli kaynaklardan karşılamayı hedefleyen stratejisinin desteğiyle büyüyor. Dışa bağımlılık, devletin farklı mekanizmalarla sağladığı direk destekler, savunma sanayi şirketlerimize sipariş edilen projeler ve/veya devletin ağırlıklı olarak vakıf şirketleri üzerinden sağladığı önemli bütçelere sahip mega geliştirme projeleri ile sürekli gelişiyor. Ürün çeşitliliği artıyor, kullanılan teknoloji seviyesi gelişiyor ve uzun yıllar boyunca yurtdışından temin edilen kalemler birbirinin ardı sıra yerlileştiriliyor.
Bu gelişmeler Türk savunma sanayinin küresel pazarda payını genişletebilmesi, yeni teknolojilere yatırım yaparak rekabetçiliğini geliştirebilmesi için de fırsat yaratıyor.
Zorlukları aşacağız
Bunlar olurken Türk savunma Sanayi, sektörün küresel ölçekte yaşanan zorluklarından ve küresel eğilimlerden de etkileniyor. Diğer ülkelerde gözlemlediğimiz bu eğilimlerin ARGE ve ürün geliştirme alanıyla bağlantılı olanlarını şu başlıklar altında incelemek mümkün;
- Ürün ve teknoloji geliştirmede yetişmiş insan gücü kısıtları, yeteneğin çekilmesi, tutulması ve geliştirilmesinde yetersiz kalınması
- Tedarik zincirinde hammadde tedarik ve/veya kapasite yetersizliği sorunları
- Dijital teknolojilerde gelişim hızın arzulanan seviyeye çıkarılamaması, diğer endüstrilerin dijitalleşme çalışmalarının ortak kaynaklardan aldıkları payın önemli ölçüde büyümesi ile yaşanan kaynak sıkıntısı
- Ülke savunma bütçelerinin büyük oranda yeni ürünlerden çok mevcut ürünlerle envanterin büyütülmesine harcanması
Türk savunma sanayi bunlara ek olarak ambargo ve lisans sorunları da yaşıyor. Yeni ürün geliştirme faaliyetleri bu kısıtlamalardan olumsuz etkileniyor. Mevcutta ithal edilen ürünlerin yerlileştirilmesi önceliği kısıtlı kaynakların tamamen ya da çok büyük ölçüde ileri teknoloji geliştirmeye odaklandırılmasını çok güç hale getiriyor. Konvansiyonel sayılabilecek çok sayıda aslında çoktan geliştirilmiş ve var olan teknolojiler, ekonomik ölçeğe ulaşılamaması nedeniyle ve uzun yıllar izlenmiş ithalata dayalı politikaların neticesi olarak, ülke için yeni ve çalışılması gereken teknik konular olarak karşımıza çıkıyor.
Desteğe hazırız
Uptecnica olarak, uzman insan kaynağı başta olmak üzere savunma sanayi şirketlerimizin zorlandıkları alanlarda destek vermeye hazırız. Savunma sanayi için her birini özelleştirdiğimiz tüm hizmetlerimiz için genel bir tanıtıma HİZMETLERİMİZ bölümünden ulaşabilirsiniz.
Sektöre özel bazı hususları ise aşağıda sunuyoruz.
Uptecnica olarak savunma sektörünün dinamiklerine ve zorluklarına aşinayız. Geliştirme projelerinde üstesinden gelinmesi gerekli işe göre bütçelerin son derece dar olduğunu değerlendirebiliyoruz.
Ürün tesliminin öne alınabildiği her günün ne kadar kıymetli olduğunu biliyoruz. Proje takvimlerinin ise olanaklardaki kısıtlar dikkate alındığında ne kadar zorlayıcı olabildiğine dair tecrübemiz var.
Mekanik sistemler alanında, mevcut tüm kısıtlar altında, çok yalın, pragmatik ancak problemlerin fiziğinin çok iyi anlaşılmasına dayanan son derece güvenilir mühendislik yaklaşımları ile, tercih edilen alternatif teknik çözümlere ulaşabileceğimiz konusunda iddialıyız.
Boş kağıttan kalifikasyonu tamamlanmış ürüne tüm süreçte hem danışmanlık desteği sağlayabiliyoruz hem de altyüklenici olarak tüm tasarım ve geliştirme işini üstlenebiliyoruz.
Sistem isterlerinin doğru tanımlanması başarılı bir ürüne ulaşılması sürecindeki kritik alt süreçlerin ilkidir.
Savunma sanayinde küresel bir eğilim olmak üzere son kullanıcılar, ürün şartnamelerinde, birbirleriyle ödünleşimlerini dikkate almaksızın her öznitelikte en uç noktaları hedef verme, talep etme eğilimindedir. Buna ek olarak aslında ihtiyaç duyulmayan ancak zaman içinde başka tedarikçilerden sağlanan ürünlerden derlenmiş teknik özellikleri ve öznitelikleri bir kayıp yaşatılıyor şüphesi oluşmasın diye yeni geliştirilen ürünlere de taşımak eğilimi vardır.
Sektör oyuncuları ise kendilerine seçilmelerinde avantaj sağlayacak özniteliklerin öne çıkması ve şartnamelere girmesi için gayret gösterirler.
Devletlerin uzman kadroları bu koşullar altında da şartnameleri optimum ürün için düzenleyebilecek yetkinlikte olsalar da, mevcut sektör dinamikleri içinde bu ideal duruma ulaşamamaları olasıdır.
Uptecnica olarak erken safhada ve kısa sürede kurabileceğimiz isabetli modellerle şartnameler için isabetli ve yeterli risk analizlerinin yapılabilmesini destekliyoruz. Bu modeller ile henüz bilgi istek dokümanı (BİD) aşamasında güven veren analiz ve görüşlerin sunulabilmesine katkı sağlıyoruz. Yine bu erken safha modellerini isterler oluştuktan sonra isterlerin sistemlere kırılması aşamasında analitik yöntemlere dönüştürerek alt sistemler için akılcı, erişilebilir ve optimum tasarım hedeflerinin belirlenmesinde kullanıyoruz.
Kalifikasyon test ortamını modellere dahil ederek, kalifikasyon sırasında test yöntemleri ya da test ekipmanı kaynaklı sorunların çıkması riskini bertaraf ediyoruz.
İleri deney tasarımı yöntemleriyle kurulan modellerin doğrulanmasına ve tamamlanmasına yönelik olarak yapılan karakterizasyon ve kalibrasyon çalışmalarının maliyetlerini düşürüyoruz.
Düzenli bakımı yapılan ve doğru kullanılan her ekipmanın “göreve hazır” kabul edilip arıza çıkarmayacağına inanılması doğru bir yaklaşım değildir. Güvenilirlik ve gürbüzlük doğru tasarım, doğru geliştirme süreci, yani doğru mühendisliğin bir ürünüdür.
Güvenilirlik ve gürbüzlük açısından mühendisliği layığıyla yapılmamış ekipman ve teçhizat, düzenli bakım ve doğru kullanım yapılsa bile arızaya açıktır. Diğer taraftan gürbüz sistemler kullanıcı hatasını veya bakımların gereği gibi yapılamamış olması durumlarını da belirli bir dereceye kadar tolere edebilen sistemlerdir.
Savunma sektöründe Güvenilirlik ve Gürbüzlük atlanıyor mu?
Bu son derece tartışmalı bir konudur, diğer taraftan bu soruya bizim yanıtımız çok net bir “evet” olacak.
Küresel ölçekte, dünyadaki örneklerine bakıldığında, savunma sistemlerinin büyük bölümünün özellikle ilk devreye alındıkları dönemde güvenilirlik gereksinimlerini karşılayamadığı, kısıtlı şekilde de olsa literatürdeki yayınlardan ve kayıtlardan izlenebilmektedir.
Bu türden başarısızlıkların duyulmasının bir zafiyet olduğu algısını yaratabileceği endişesi ile alıcı ile üretici arasında çözümlenen bu sorunların hiç yaşanmıyormuş gibi davranılmasının, sektörün konuya hassasiyet ve öncelik geliştirmesini güçleştirdiğine inanıyoruz.
Yine dünyadaki örneklerine bakıldığında, savunma sistemleri teçhizatında güvenilirlik ve gürbüzlüğün sağlanmasını güçleştiren başka etmenler de vardır;
Savunma sistemlerinin büyük bölümü ileri teknoloji, pahalı ürünlerdir. Geliştirme süreçleri de son derece maliyetlidir. Buna karşılık ürünlerde güvenilirlik sorunlarının çözüldüğü pek çok ürün grubuna göre çok az sayılarda üretilirler. Çoğu zaman geliştirildikleri müşteriye özel, niş ürünlerdir. Bu nedenle geliştirme aşamasında yüksek sayılarda prototip üretilmesi ve çok sayıda prototiple uzun süreli testler gerektirebilen geleneksel güvenilirlik geliştirme süreçleri izlenememektedir. Hatta çoğu programda kalifikasyon testlerinde ve geliştirme safhasında kullanılan prototipler bile ürün olarak satılmaktadır.
Geleneksel olarak geliştirme, kalifikasyon, üretim ve teslimat için terminler verilir ve bu terminlere uyulmaması hali cezaya tabidir. Tasarım ve geliştirme süreçlerinde yolunda gitmeyen ve sarkan her aşama, güvenilirlik için yapılması planlı ve aslında çoğu zaman olması gerekene göre zaten çok kısıtlı faaliyetlerden çalar. Her ne kadar güvenilirlik ve gürbüzlük hususlarının layığıyla yerine getirilmesini hedefleyen askeri standartlar gelişen teknolojiden bu yönde faydalanılabilmesini de sağlamayı hedefleyerek iyileştiriliyor ve güncelleniyor olsa da, kısmen iyi anlaşılmadığından, kısmen de alım-tedarik süreçlerinde arka plana bırakıldıklarından kalifikasyon sürecinin zorlayıcı bir bölümü olarak vücut bulmazlar.
Ürünün biran önce envantere girmesi güçlü görünme ve caydırıcılığın önemi başta olmak üzere çok sayıda etkenden dolayı ilk önceliktir. Yani daha çok tek seferlik ömür testleri ve çok sayıda fonksiyon gösterimi şeklinde teşkil edilen kalifikasyon süreçleri, güvenilirlik ve gürbüzlüğü geliştirme aşamasında ödün noktası olarak öne çıkarır. Kalifikasyon süreçlerinin en zorlayıcı bölümünü teşkil eden uç çevre ve kullanım şartları gösterim testleri (örneğin MIL-STD-810 tabanlı testler) ve kalite standartları en iyi olasılıkla tasarım zafiyetini ortaya çıkarır, ancak ürünü güvenilir ve gürbüz yapmaz.
Güvenilirlik ve gürbüzlüğün sağlanmaması halinin farklı ceza mekanizmaları olsa da bunlar geliştiriciyi ihmalden caydırmakta zayıf kalabilmektedir. Ayrıca geliştiriciler arasındaki rekabet ortamının zaman zaman çözülmesi bu tür cezaların belirli oranda ürün fiyatı içine dahil edilebilmesine fırsat verebilmektedir.
Yaygın bir yöntem arızaların maliyetini de kendisi karşılamak üzere yüklenici tarafından giderilmesine dönük uzun süreli garanti isterleridir. Kullanım yoğunluğunun az olduğu durumlarda katlanılabilir bir maliyet riski teşkil ettiğinden, ekipmanın barış zamanı kısıtlı kullanımı nedeniyle arızaların uzun sürelere yayıldığı durumda kısmen caydırıcı olabilmektedir. Güvenilirlik ve gürbüzlük zafiyeti sonrasında çıkan arızaların büyük bölümü, özellikle sahada arıza yaşandığında arıza nedenini tespitte kullanılabilecek belirtileri yok edecek derecede hasara neden olabilmektedir. Bu durumda “kusurlu tasarım” iddiasında bulunulabilmesini zorlaştırmaktadır.
Diğer bir mekanizma arızasız sürelerin ödüllendirilmesi mekanizmalarıdır. Ancak yine benzer nedenlerle kısmen etkili olabilmektedir.
Başka bir uygulama bakım kapsamının çok genişletilmesi, kestirilemeyen ömür ve kontrol altında olmayan parametrelere karşı bakım yoğunluğunun artırılması, sürekli kullanım süresi ve hasar izleme yöntemleri uygulanarak, oldukça emniyetli sayılabilecek kısa sürelerde bileşenlerin yenilenmesini öngören ürün sürdürebilirlik ve entegre lojistik destek planlarının takip edilmesidir. Güvenilirlik ve gürbüzlüğe dair mekanizmalar tam olarak anlaşılmadan uygulandığında yine kısmen etkili olmaktan öteye gidemeyecektir.
Diğer yandan savunma sistemlerinde güvenilirlik ve gürbüzlük diğer sektörlerde, hatta bu işin en sıkı tutulduğu düşünülen havacılık ve uzay sektöründe olduğundan bile daha kritiktir. Operasyonda, muharebede beklenmedik arızanın, hatta ardışık seri arızaların olmasının yaratacağı kayıplar insan yaşamı kayıplarından bile öteye gidebilir.
İşte bu nedenlerle, savunma sektöründe yüklenicilere ödenen bedellerin, geliştirme, üretim, servis hizmetleri, ELD ve kar bileşenleri üzerine ürün ömür devri boyunca arızların garantisini karşılayacak bütçe kalemi olarak değil de, ürünü yüksek güvenilirlikte geliştirmenin maliyetinin karşılandığı bütçe kalemi olarak şekillendiği projeler olmasını öngören bir geleneğe erişilmelidir.
Türk Savunma sanayi, SSB liderliğinde belirgin ve son yıllarda daha da artan bir şekilde, güvenilirlik ve gürbüzlüğe önem ve öncelik vererek yol almaktadır.
Biz de uptecnica olarak şu hizmetlerimizle sektörün bu zorlu misyonunu destekliyoruz;
i. Güvenilirlik ve Gürbüzlük Hedefli Tasarım
Otomotiv sektöründen taşıdığımız güvenilirlik ve güzbüzlük yöntemlerinin savunma sanayinin standartlaşmış sistem mühendisliği yaklaşımları ile doğru şekilde evlendirerek ürünlerin uç şartlarda güvenilir olmasını sağlayacak en verimli tasarım tedbirlerinin belirlenebilmesinin önünü açıyoruz.
Projelerde bu yönde kılavuzluk yaptığımız danışmanlık hizmetleri sunuyoruz. Güvenilirlik ve gürbüzlük açısından kritik sistemlerin, altsistemlerin ya da bileşenlerin tasarımını ve geliştirilmesini alt yüklenici olarak kısmi ya da uçtan uca üstleniyoruz.
Güvenilir ve gürbüz tasarım ve geliştirme alanında tasarım ve ürün geliştirme ekiplerine, ihtyiaçları paralelinde temel ve/veya ileri eğitimler sunuyoruz. Teknoloji ortaklarımızla birlikte güvenilirlik alanının etkili yazılım araçlarını sunuyor ve teknik desteğini sağlıyoruz.
ii. Güvenilirlik Tahmini
Elektronik sistemler için güvenilirlik tahmini yöntemlerinde standartlaşma kısmen mümkün olsa da (örneğin MIL-STD-756 and MIL-HDBK-217) ya da mekanik sistemlerin bazı standard bileşenleri için kılavuzlar oluşturulmuş olsa da (örneğin Nswc-11 – Handbook Of Reliablity Prediction Procedures For Mechanical Equipment, Logistics Technology Support) mekanik sistemler için güvenilirlik tahmini ve değerlendirmesi son derece karmaşık bir iştir.
Teknik olarak mümkün, ticari olarak da uygulanabilir ve anlamlı olduğu hallerde, fiziğe dayalı, istatistiksel veya yapay zeka tabanlı modeller kurup, bu modelleri kalibre ederek gerek tasarım sürecinin erken aşamalarında gerekse tamamlanmış, hatta envantere girmiş tasarımlarda risk değerlendirmesi ve iyileştirme amaçlı olarak güvenilirlik tahmini yapılmasında teknik destek sağlıyoruz.
iii. Güvenilirlik ve Gürbüzlük Sınama Testleri ve Tasarım Doğrulama Planları
Sistemler ne derece karmaşık olursa olsun, gürbüzlük ve güvenilirlik açısından veri ve teyit sağlayacak özel testleri ve Güvenilirlik Geliştirme programlarını, sistemlerin öznitelikleri, mimarileri ve alt sistemleri arasındaki etkileşimleri de dikkate alarak tasarlıyoruz.
Teknik açıdan zorlayıcı olduğu durumlarda testlerin icrasını üstlenebiliyoruz ya da gerekli hallerde bu testlerin icrası için özel test düzenekleri tasarlayabiliyoruz, üretebiliyoruz veya bu faaliyetlere danışmanlık sağlayabiliyoruz.
Mühendislik araçlarının gelişim hızı hayal gücümüzün de ötesine geçti. Beklentilerin aksine, rekabette kazanan ürünlerin hedeflendiği bir ortamda bu gelişmiş ve yetenekli araçların varlığı, yapılan tasarım ve geliştirme çalışmalarını çok daha karmaşık ve zorlu hale getiriyor. Yapay zeka destekli araçların, katlanarak artan hesaplama kabiliyetlerinin ve çok büyük veri setlerini işleme yeteneğine sahip araçlarının herkes tarafından kullanılabilir olması, bizi daha da uç noktalarda tasarım yapmaya zorluyor. Artık çok daha karmaşık, çok daha zor problemleri hedefliyoruz.
Standart reçeteler, yapılandırılmış tasarım kılavuzları ya da zımni (kapalı) bilgiden harici (açık) bilgiye aktarımın diğer biçimlerini kurumsal ölçekte başarıyla kullanabilmek rekabetçi ürünler yaratmada başarılı olmaya artık yetmiyor. Yine en etkili optimizasyon makinesi olan insan beynini doğru kullanarak ödünleşimlerin düğüm noktalarını çözmek AR-GE ve ürün geliştirme mühendislerine düşüyor.
Tasarım yapılırken ve bir ürün geliştirilirken ilk aşama hedef ürünün tanımlanmasıdır. Günümüz sert rekabet koşullarının mecbur kıldığı bütünsel yaklaşım takip edildiğinde bu tanım ürün temel özniteliklerinde hangi hedeflere ulaşılacağından daha fazla bilgiyi kapsamak durumundadır. Ürün için kullanılacak üretim yöntemleri üzerindeki kısıtlamalardan, mevcut altyapının kullanılabilirlik oranına, mevcut bileşenlerin yeniden kullanım oranından, geri dönüşüm maliyetlerine, süreç içi kontrol veya kalite kontrol kolaylığından, kullanım kolaylığına onlarca kriteri düşünmek gerekir. Bir sonraki, hatta ondan da sonraki, ürünlerde izlenecek strateji hesaba katılır. Bu pratikte biri sağlanırken diğerinden uzaklaşılan, yani ödünleşim gerektiren onlarca öznitelik anlamına gelir.
“X için Tasarım” (design for X) hedef belirleme sürecinden ürün ömrü sonuna kadar her aşamayı nasıl yönetmek gerektiğini bütünsel ve sistematik şekilde çalıştığımız programımıza verdiğimiz isim.
Müşterilerimize ve danışanlarımıza eldeki probleme ve ödünleşimlere nasıl yaklaşabilecekleri ve etkileyen faktörlerin karmaşık uzayında gezinirken, deneyimlerden ve kayda geçirilmiş bilgilerden nasıl yararlanabilecekleri hususlarında rehberlik ediyor ve destek veriyoruz. Her bir özniteliğin, ürün özelinde, ürün tasarım parametreleriyle birlikte nasıl bir modelde ele alınabileceğini ve problemlerin düğüm noktalarını hızla tespit etmelerine yardımcı oluyoruz.
Zaman zaman oldukça sancılı olabilen, son kullanıcıların ve devlet otoritelerinin tanıklığı altında gerçekleştirilen kalifikasyon testlerinin icrası esnasında yaşanan beklenmedik sorunların yönetilmesi için teşkil edilecek görev güçleri içinde yer alarak doğru analizlerin yapılıp en çabuk ve etkin çözümlerin getirilmesine yardım ediyoruz.
Orta ve uzun vadeli arge projelerinin kurgulanmasını ve/veya icrasını alt yüklenici olarak üstlenebiliyor veya bu alanlarda danışmanlık/mühendislik hizmeti sağlıyoruz.